yavaş yavaş…

Keçi Peyniri, Kekik ve Ballı

Ada vapuru günlükleri yazmak isteyen, siyah beyaz bir Kınalı fotoğrafı. Yanı başında, ince siyah saçlarını tepeden toplamış, yanık tenli, kahverengi gözlü bir kız. Vapurun güverte kısım demirlerine yaslanıp, yaz sıcağının kavurduğu bu sahili es geçerken kızın aklında hep bir sonraki duraktaki şehrin insanlarının doldurduğu, kalabalık ve gürültülü caddeleri ve durmadan koşan insanları var. Halbuki, Büyükada’dan kalkan bu vapur neredeyse tam bir buçuk saat sonra yavaş yavaş aldığı rotasında gideceği yere varıyor. O hantal cüssesiyle denizin tadını çıkara çıkara adalara birer birer uğrayarak, onlarla ufak sohbetler edip, çok da uzatmadan kalkıp manzaranın keyfini süremeye devam ediyor. Hafif rüzgar sıcakları unutturup sağından solundan esip geçiyor ve 100 yılı aşkın süredir mutlu mesut yaşıyor. Biz insanoğlu da artık onu örnek almaya başlasak ne güzel olurdu! Yavaş yavaş koklasak, yavaş yavaş pişirip, yavaş yavaş tadına doysak ya da basitçe yavaş yaşasak. Devamını oku…

Muska Böreğinin “İÇİNDEKİLER”

Semizotu Muska Börek

Yemek yaparken kalıpların içine girmeyi, standartları her zaman tutturmayı ve klişeleşmiş tarifleri sevdim sevmesine de yanında bir yenilik bir değişiklik arayıp durdum hep. Mesela domates, pesto ile çok iyi bir ikili olurken neden üzerine mozarella yerine bir cheddar veya pecorino peyniri konmasın ki! Tamam sadelikten yana değilim demiyorum hatta kimi zaman çıtır çıtır sıcak bir bagetin üzerine tuzlu tereyağını sürüp yemek belki de bir ana yemekten daha çok haz verir bana fakat klasik bir yemeği başka havalara sokup başarılı olmak da apayrı bir sevinç meselesidir bence. Devamını oku…